Engel belirleyiciler
- Mehmet Kaan İLDİZ
- Jan 30, 2019
- 1 min read

Sonsuzluğun koşulsuz oluşu ne kadar mutlu eder insanı? Sonsuzluğu bilemeyeceği kadar çok mutlu eder. İnsan merakını bitirince merakın yerini umut alır. Yeni bir öğrenme, yeni bir bilgiye ulaşma çabası ruhun içinde yer alır ve insan özgürlüğe ulaşmak ister. Bu sonsuz uzanış ruhumuzun boyunu uzatırken ömrümüzü kısaltır. Kaybettikçe mutlu olan insan yaşamın kıymetini anladıkça daha çok uzanmak ister. yeganelik kendini çoğul anlamları açtığında yeni günler kendi anlamını yeniden yaratır. İşte varlığın farklılığı ve varlığın özgünlüğü burada oluşmaktadır.
Her ruhun uzanma miktarı ve uzanma yönü farklılık gösterirken insan kendi uzanışına değil başka ruhların uzanışına bakarak yaşamı anlamaya çalışır. Kendi uzanışını anlayana dek de yaşam uzanmanın sonsuzluğunu ve sürekliliğini anlayamayacağımızı bize öğretir. Sonsuzluğun hangi anlamı taşırsa onun şeklini alması insanı güçlü kılar. Gerçekliğin dışına çıkmadan sonsuzluğu bu denli soyut bir anlamda kullanmak, özgürlüğümüzün temelini oluşturuyor. Bağımsızlık hissi, kendimizi ve sonsuzluğumuzu farketmemizle başlıyor. Burada maddenin sınırlamadığı her düşünceyi aşmış oluyoruz. Distopyanın ütopyadan sıyrıldığı bu ince aralık, tutarlı bir hayatı ortaya koymakta ve insanlık tutarlı bir hayatı yaşama hakkını çoktan kaybetti. Distopya ve ütopyaların birbiriyle ayrılmasıyla hayaller ve gerçek birbirinden daha keskin ayrıldı.
Hayaller gerçekliğe araçlarla iletilmeye başlandı. Sanat, dil ve diğer kanallar bu aktarımın temelini oluştururken insanın zihni distopya ve ütopya arası gidip gelirken bedeni dünyada algıladığı miktardaki gerçekliğinde kaldı.