top of page

Belirsiz Nesne

Mehmet Kaan İLDİZ

Selim: Bütün negatifliğimden kurtuluyorum. Her şeyden önce çevremdeki eşyaları atarak başlıyorum. Çevremdeki tüm nesnellikten kurtuluyorum. Aklımı oyalayacak ne varsa kurtulacağım. Evime bir nakliyeci çağırdım. Ne varsa toplattım. Sadece birkaç kişisel eşyam kaldı, onları da bir çantaya doldurup evden çıktım. Kiracımı aradım ve evden ayrılacağımı söyledim. Hiç problem etmedi, herhalde işine geldi. Tam bilet alacaktım ki rüyam annemin yakarışlarıyla sona erdi."

Tarkan: Madem böyle rüyalar görüyorsun, çık git abi. Hayalini ne kadar çok kurduysan günlerdir aynı hikayeyi anlatıyorsun. Gideceksen git sen de biz de rahatlayalım."

Selim: Biriktirdiğim hayattan vazgeçemiyorum.

Tarkan: Rüyanda tüm birikimini atıyorsun, şimdi mi zor oluyor?

Selim: Hayır zor gelmiyor. Bir dakika sen bana neden düşman kesildin?

Tarkan: Niye düşman kesileyim? Yapmak istediğin bir şey varsa yap. İçinde kalanları nereye kadar biriktireceksin?

Selim: Haklısın, sadece içimde kalanları değil, iyi kötü ne varsa içime atıyorum.

Tarkan: Biriktirdiklerinle ne yapacaksın? Dost çeyizi mi diziyorsun? Haklısıni mutlu günlerinde lazım olur.

Selim: Bilmiyorum, bir gün lazım olur. Unutmamaya çalışıyorum.

Tarkan: Seni gerçekten anlamıyorum. Ne istediğini söylersen sadece kendi bakış açıkla bir görüş ifade edeceğim. Robot değilsin, zihninde yeni anılara yer ayırmalısın.

Selim: Denerim.

Tarkan: Denemene gerek yok, şimdi yetkili birini çağırıyorum. Kendisi zihin yakıcı ünvanıyla bilinen "Zihya". Sana unutmak istediklerin konusunda yardımcı olacaktır.

Selim: İsmi çok yaratıcıymış.

Tarkan: İsmine takılma, elindeki cihaz tüm duygularını holograma dönüştürüp önüne seriyor. Sen istediğini çıkarıyorsun, bir çeşit duygusal elek.

Selim: Gelsin görelim

Kapıdan içeri giren adamı tanımlamak için zamana ihtiyacım var. Zihya mor takım elbiseli ve beyaz gömlekli bir kıyafete sahip. Üzerinde yoğun bir tütük parfümü kokusu var. Adam yavaş ve tedirgin hareketleriyle adeta bir mirketi anımsatıyor. Kaygılarıyla birlikte masamıza oturdu.

Zihya: İşleme Alınacak Kişiler sizler misiniz?

Tarkan: Ziya, öyle demeyelim de evet biziz.

Selim: Adı Ziya mıymış?

Tarkan: Konumuz bu değil. Evet Ziya, yardıma ihtiyacı olan arkadaşım tam karşımda oturuyor.

Zihya: Anladım... Evet oğlım, hangi duygularından kurtulmak istiyorsun?

Selim: Önce hologramı görelim.

Zihya: Günümüz gençleri çok sabırsız. Tamam, hologramı başlatıyorum.

Ziya önümüze bloklardan oluşan topografik bir harita açtı. Her bloğun üzerinde hangi duygudan ne kadar olduğu ve beynin duygusal dağılımı görüzüküyor.

Selim: Ben buna hiç inanmadım.

Tarkan: Ne demek inanmadım?

Selim: Baksana, bilgisayar oyunu gibi. Tüm bunları yok etsem ne olacak?

Elimin tersiyle önümde bulunan tüm blokları ittim. İşte böyle oldu. Nasıl ve nereden olduğunu hatırlamadığım hislerim böyle yok oldu. Bir şeyin yok olduğunu biliyorum ama neyin yok olduğunu bilmiyorum. Bu anılar bana mı ait? Emin değilim, bu garip his merakımı arttırıyor. Farkında olmadan kaç yaşamı hissediyoruz? Belki hayal sanıyoruz belki şaka. Ben yok oldum kendi hayallerimde, bir kurtulursam tüm ruhlara kol kanat gereceğim. Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page