top of page

Algısız Infaz

  • Mehmet Kaan İLDİZ
  • Jun 18, 2018
  • 1 min read

Algıdan oluşan bir adaletin arkasına sığınarak düşüncelerimizi hiçe sayıyoruz Adaletli bir yargı seçici bir algı gerektirir. Adalet algıların bütününden zamanın köreltemediği en güçlü ilkedir. Algının hazzı zamanın sınırlılığıyla test edilirken adaletin vicdanı bu hazlardan arta kalan hırslardan besleniyordu. İşin bir tarafı yok aslında, bir tarafta algı, diğer tarafta adaletin silahı içleri boş bir şekilde doğrultulmuş birbirine. Birbirinden ayrı zannedilen bu iki fenomen bir bütünün iki parçasından ibaret. Yönlendiren düşünceler bize hainlik ediyor. Aklımızda kurulan adalet mahkemeleri vicdanı yargılarken çifte standart uyguluyorsa kendimize dürüst olamayız. Kendinle barışık olmak cam gibi bir kalbe değil cam gibi bir zihne sahip olmak ve bu zihni sergilemekten korkmamak demektir. Ne bir çekiç ne ihtişamlı ne de öfke dolu bakışlar korkutabilir sizi. Soyut yapılar fiziksel yapılara benzemez. Bir çekiç bir camı kıramaz soyut bir dünyada. Algılarımız ancak kırılır kılabilir kendimizi. Dünyanın fiziksel yapısını anladığımızı yalnızca algıladığımız kadar açıklayabiliyorken soyut kavramların yapılaşmasının bu kadar yavaş sürmesini tuhaf karşılamamak gerek. Hep yarım hissettiren bu ilerleyişinin bir sonu olmaması tüm adalet mahkemelerinin çifte standart uygulamasının nedenini bize açıklıyor. Hiçbir algının başka bir zihinde aynısı yok, yalnızca benzerleri var ve insanı yaşatan benzerliğin adaleti. Algılar benzerliği şekillendirip ayrımları sağlar ve düşüncenin ne olduğunun hiçbir önemi yoktur.  

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page