Yol
- Mehmet Kaan İLDİZ
- Jun 7, 2018
- 2 min read

Tokluk benim aradığım haz duygusunu hiçbir zaman karşılayamadı. Beklenti nedir? Nasıl doğar? Yokluk nasıl yoksulluğa dönüşür? Haz düşüncenin talebini karşılamasıyla ortaya çıkıyorsa insanın bencil olması neden kötü karşılanır? Dozu, ayarı olması gerektiği söylenen tüm hislerin altına sığındım. Bugün bir his, yarın bir anımsama olacaksa bu düşünceler, veda edin dilinize! Aklınız hazzınıza karar verir. Heyecanla beklenen sonlanışın sonuçları bizi sonsuza dek mutlu edemez. Sonsuzluğun yaşama dahil olamadığını herkes bilir. Unutulan detaylar geçmişte kıymetlidir. Düşünceler dinlenmeyi dilerken yolu gözlüyor heveslerim. Hazırlanışlar ihtiyaçları karşılamak için olmasa, yollar sonsuzluğu bilmese, adımlar yönünü değil yolunu hatırlasa...Zihni seferi insanlar yönlerini devamlı değiştirir. Pusulası yönsüz maneviyatlara yön veren aklıyla zihnini bir çanta olarak bilir. ne kadar boş ve yolunu unutturan düşünce varsa çantasına doldurur. Ne zaman ki çanta fermuarı iknayla kapatılacak kadar dolar, o zaman yolun dürtüsü seferberliği tetikler. Engebenin ve yokuşun dönüşünü bilmeyen ön yargılar bu yolun yeni alınmış ayakkabıları. Rüzgarın inatlarla verdiği mücadele siyah bir yağmurluk. Şemsiye bu yolun güvenliği olabilirdi ama zihni seferi insanların şemsiyeye ihtiyacı yok. Yolda yönerge yada taraf sorulmaz. Çünkü bir varış noktası aranmaz. Sorular moladır zihin seferberliğine. Nefesleri ancak zamanın yetersizliği ile kesilir. Daralan nefes huzurun açtığı solunum yollarında rahatlatır kendini. Bedenleri maneviyatla sistemleşen zihni seferiler materyalizmi bedenine yakıştıramazlar. İşleyişleri benzerlikler ile oluşurken tamamlanışı hiçbir düşünce ile özdeşleşmez. Kendine ancak bu yollarda yer bulur zihni seferiler. Adanmaya çalışsa varış noktaları , evini bulduğunu sansa yolunu unutur zihni seferiler. Bir derviş edası yalnızca gösteriştir, yansıtılanın adımlar olması seyahatin esasıdır. Unutulan yola çıkış amacı sendelerken hatırlanır. Bu hatırlayış ardımızdan gelen kalp adımlarımızı manasız kılar. Aklın öncelik ettiği her adım bir duygunun üzerinden geçer. Külfeti ağır olan adımlar hasarlı duyguları böyle doğurur. Nafilenin yer bulduğu bu adımlar ziyanın tanımını yeniden yazdı. Azalan hiçbir maneviyat yerinden ayrılmadı. Az görülen ne varsa zihne eksiliyor görülür. Mananın sihri manevi sınırlılıkları kaldırırsa eksiliş yalnızca eksilen düşüncenin kanatlarında karşılığını bulur. Savunulan genel düşünceler adımın atışını değil adımın yönünü değiştiriyorsa bir düşünce zehirlenmiş demektir. Karşılığı yol ayrımıdır zihni seferilerde. Ne zaman adımlar külfete düşse yolun yönü değil adımın şekli değişir.
Varış zihni seferiler için yalnızca fiziksel bir moladır. Aklın adımları seferi uyurken atılmaya devam eder. Beden iyileşir, aklı yakalamaya çalışır. Bu gidiş uğranılan her yeri peşinde sürükler ve bu yolun külfeti akla her geçen gün daha ağır gelir. Yolundan vazgeçen ulaşabildiği yerde kalır fakat zihni seferiler unutmamalıdırlar ki; akıl beden durursa yönünü şaşırır ve uğradığı yerlere tekrar tekrar uğrar. Duyguların üzerinden her geçildiğinde bir daha yeşermesi güçleşir. Ya beden bu ezilişe dur demeli ya da akıl. Kontrol bilincine varıldığında faydalıdır ve bu ezilişi ancak beden aklı yeniden sefere çıkararak engeller. Bu döngünün sonu yolu ve yolcuyu unutmakla sonlansa da zihni seferiler bir yaşamın yolculuğunun en bilinçli yolcularıdır. Külfetle boğulmuş akılların arınmasını ve manevi bir rehber olan zihni seferiler yoldan vazgeçtiği an yok olurlar. Yolun hayat olduğunun bilinciyle adımlarını atan tüm canlıların zihni seferi olması dileği ile...
Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ