top of page

Rastgele

  • Mehmet Kaan İLDİZ
  • Nov 5, 2018
  • 3 min read

Nasıl yapacağım bilmiyorum. Gölün karşısına ne geniş ne yassı taşları sektirerek geçirebildim. Bu hırsı nereden edindiğimi bilmiyorum. Arkadaşlarımın arasında taşı gölün karşısına geçirmenin önemli bir yeri var. Tek ödülümüz takdir. Başka neye ulaşılabilir ki? Taşı sektirmeden tek seferde fırlatsam gölün karşısına çok rahat geçer. Bunu kaç kişi yapabilir? Yapsınlar da görelim! Birde gelip işime karışıyorlar, işimde uzmanlaşmama izin vermiyorlar. "Taş sektirme ustası, hemde gölde!" Ne havalı bir beceri ama! Bu uğraşım bir alışkanlık haline geldiğinde suda kontrolsüzce taş sektirirken hayata dair şeyler düşünmeye başladım. Derslerimi, annemin biber dolması yemiyorum diye kızmasını, abimin üniversiteyi kazanıp şehir dışına gidiyor olmasını, Kerem'deki telefonun son model olması gibi şeyler... Koptum, attığım taştan, taşı atmamın nedeninden koptum. Yine hayatın vakit kaybettiren düşüceleriyle olgunlaşmaya çalışırken bir adam yanıma geldi. "Taş sektirmeye mi çalışıyorsun?" "Artık çalışmıyorum kendiliğinden oluyor ama bir yerin ötesine geçemiyorum." "Nereye atmaya çalışıyorsun?" "Gölün karşısına." "Biraz büyük bir hedef olmamış mı?" Adam yanıma oturdu. "İlk önce taşı gölün yarısına ulaştırmayı hedefle, yüksek hedeflerle başlamak kalbini çabuk kırabilir." "Gölün yarısına atabileceğime emin olduğum için taşı var gücümle fırlattım. Gölün yarısını çok rahat geçtim. Adamın yanına geri oturdum." "Başaramadın." "Aksine, başardım. Hatta yarısını bile geçtim. O yüzden küçük bir hedef olur dedim. Gördün mü?" "İşte bu yüzden başaramadın." "Hİçte bile." "Dinlemek istersen neden başaramadığını düşündüğümü açıklayabilirim." "Olur." "Hedefin gölün yarısına ulaşmakken sen gölün yarısını aştığına seviniyorsun. Ulaşman gereken yarı yolu düşünmeyip gölün karşısına geçmeyi hayal ederek, yolun yarısına ulaşmayı unutuyorsun." "Oradaki hedefi geçebiliyorum. Neden daha gerisini hedefleyeyim?" "Yolun yarısına ulaşmak istemenin anlamıyla yolun yarısını hedefleyip yolun yarısını geçtiğine sevinmenin farklı alanları var. Gölün karşısına geçmek değil gölün neresinde olduğunu bilmek önemli. Hızlı geçmek sana nasıl etki eder bilmiyorum. Senin düşünmen gereken gölün yarısını aşabilecek seviyede sahip olduğun gücü kontrol ederek gölün tam ortasına atmak. Bir durumu kontrol etmek iyi hissettirdiği kadar tehlikelidir, değişime kapanırsın. Bu tehlikeye hazrlıklı ol yeter." "Şimdi, gölün ortasına mı atmalıyım?" "Pratik olarak evet." Birçok kez denedim. Biraz ilerisine, biraz gerisine, gölün ortasına bir türlü ulaşamadım. Daha rahat ulaşabileceğim bir hedef belirledim ve başardım. Ardından gölün yarısına ulaşmak için devam ettim. "Şimdi yolun yarısına ulaştın." "Hayır, daha ortaya atamadım." "Önemli olan yolun yarısına atmak da değil. Hedefin yarısını zar zor aşabiliyorken şimdi yolun yarısına yolun karşısına ulaşacakmış gibi heyecanla yaklaşıyorsun. Kendi yolunu oluşturmaya başladın." "Ya karşıya atamazsam?" "Kaygı ancak bilemediğin durumlarda ortaya çıkar. Denemeye devam et." "Anladım. Taşı karşıya geçirir geçirmez size haber edeceğim." "Ben buralara seyrek uğrarım, uzakta yaşıyorum. Bana ulaşman zor, ben yolumun rastgelmesi durumunda sana ulaşırım." "Olsun, ben ulaşmanız için burada olacağım." "Anlaştık, görüşmek üzere.Hedeflerini kendine zarar vermeyecek kadra büyük tut!" "Olur, görüşmek üzere..." "Tevfik, adım Tevfik..." "Tamam Tevfik Amca, tekrar görüşmek üzere!"

Tevfik Amca'nın söylediklerini hedefime ulaşamayıp kendime sinirlendiğimi farkettiğimde anladım. Hareketlerim ağırlaştıkça düşüncelerim hafifledi. Bedenim yavaş hareket edip beni yormuyorken zihnim hafiflemesini fırsat bilip birçok fikri bünyesine alıyordu. Elimdeki taşın ağırlığını daha çok hissettim. Sonunda gölün ortasına ulaştım. Arkadaşlarım geldi. Herkes gölün karşısına taş sektirmeye çalışıyor. Taşı karşıya geçirenler mutluluktan deliriyor, beceremeyenler çıldırıyor. Çocuklar taşları gölün ortasına attığımı gördükçe bana gülüyor. Tuhaf ya da gülünç bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Okulların açılmasına bir gün kala okul arkadaşlarımızla toplanıp bir yarışma düzenledik. Tabiki taş sektirme yarışması! Yarışmaya bir gün kala Tevfik Amca beni ziyaret etti. "İlerleme var mı?" "Olmaz mı Tevfik Amca! Gölün karşısını düşünmeden göl üzerinde ulaşmak istediğim her yere taşımı sektirebiliyorum." "Çok güzel, maşallah. Taşı gölün karşısına atabiliyor musun? " "Tabiki, o en kolayı." Elime yassı krem rengi bir taş aldım. Taşı var gücümle karşıya fırlattım. Olmadı. Bir daha denedim, beceremedim. Ne kadar denediysem o kadar başarısız oldum. "Taşlar yeterince yassı değil mi?" "Hayır, aslında hepsi sektirmek için iyi taşlar." "Gölün üzerini o kadar düşündün ki gölün karşısına geçmeyi unuttun. Şimdi karşıya geçmek senin için tekrar daha önemli hale geldi. O yüzden gölü düşünmek yerine taşı düşünüp taşı daha sıkı kavramalısın. Şimdi amacın gölün karşısına ulaşmak." "Tevfik Amca, şimdi sadece taşı daha hızlı fırlatacağım değil mi?" Tevfik Amca tebessüm etti. "Evet oğlum, eline dikkat et yeter." "Olur tabi." Ne anlamam gerektiğini bilmeden kendime bir anlam çıkarmayı bu şekilde öğrendim. O yarışmada elime ne bir taş alabildim, ne de gölün karşısını hedefleyebildim. Kendi avuçlarımı sıktım ve göldeki yansımamı izledim, Tevfik Amcayı...

Recent Posts

See All

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page