KURGULADIKLARIMA İTHAFEN
- İlayda Çetinkaya
- Aug 18, 2020
- 1 min read
Yıkanacak beyazların arasına ruhumu atsam Kaybettiğime kavuşur muyum Askıda kurarken günahlarım. İnsan ansızın güneşe bakarken Dostoyevski haklıydı diyorsa Aşağılık insan evladı her şeye alışıyor demektir.
Kırık kilitli odaların ardından
Varlığımı sürdürüyorum,
Nasıl olduğumdan habersiz. Ben, yavuz hırsız olacaktım... (Yeni öğrenmişim belli) Sanrımda, Oysa işe yaramayacak bildiğim hiçbir incelik. Yeri geliyor da geceler, Şimdinin olmayışına inandırıyor Bazı yatakları, Geçmişten bir türkü çalarak, üstelik. Dünya yaşanılacak bir yer mi?
Bu vasıf yakıştırılırken bana sorulmadı mesela Bütün kırgınlıklarımın temeli bu olabilir mi?
Şiirin ana dilidir süs, Akımlar olmuştur ve olacaktır. Tek söylemek istediğim bu kaosta; Güzel bir kokunun hayalinde Yaşamanın ağırlığını her saniye onurumda hissediyorum. Çift karakterime çirkin yakıştırmalarda bulunmak Haritalara ihtiyaç duymadığım bir şehrin sokaklarında Anıları aramaktır; Bir kere beni anlamaya çalışmak ise Karanlıkta fısıldaşan gölgeler.
Kendimi bir pencerenin kenarından izliyorum, En uzak masadayım, bildiğime. Şimdi tüm fizik kuralları çöpe girerken usluca Öfkemi bir çuvala koyup, boğaza atıyorum. Ayağına beton dökülüyor kalanlarımın. Yüzüme yapışan tüm maskeleri söküyorum Acele, Yaftalar buluyorum olmadıklarımdan kalan Ayağı kalkıyor, derin nefesime borçlanıyorum,
Henüz nedensiz.
İçeride hikayeler yazıyorum dışarı ile ilgili Bu benim hayatım değildir ki yön vereyim,
Bir sevdam tütüyor yorulmayan bacadan Bu benim evim değil ki peşine düşeyim,
Bir insan tutun ki bana güveniyor sorgusuz Bu bir iyi olma hali değil ki istediğini vereyim.
Dünya karşıma geçip kandırsa beni misal İnanmamışlık çekeyim;
İşte bütün bu öyküleri ben uydururum Adını henüz koymadığım yollarda Ve Hayır, hazır değilim
Bir insan olarak anılmaya.