nineteen-ninety six
- İlayda Çetinkaya
- Jun 10, 2020
- 1 min read

Korkuyorsun, biliyorum.
Yenilmeyi her düşündüğünde korku temelini burada kazmıyorsan Biraz nefes almak için dışarıya çıkmanın kolaylığını tadan insanlardan farkın, Kendinden dışarıya bakarak renklenmek ise Hayatın zorlaşması kaçınılmaz oluyor.
Pervaneye takılan kuşun ekseni etrafında dönmesinin acısı kalbinde kaygıya zemin hazırlarken Uçmak istemiyorsun. Hayatın anlatmak istediği biraz da kişiselleştirmekten kaçınmak oluyor,
Sen yalpalarken.
Evrenin gönderdiği mesajları oku diyorlar, İyi de ben kendi yazımı bile okuyamıyorum. Şaka değil, kara mizah. Resmi bir çorap giymeye çalışıyorum yıllardır Hiçbiri yakışmıyor. İnsanlar göremiyor diye bir yaran yok mu oluyor Zaten bu insanlar neyi görüyor ki diyorsun Asıl mesain burada başlıyor. Kontrol edemediğinin peşinde savrulurken,
Araba peşinden koşan sokak köpeği
Ne yapacağını nasıl bilmiyorsa durunca araba
Sen de öylece Kontrol ettiklerini kaybediyorsun.
"Alo, müsaitseniz yarına alabilir miyiz terapiyi?"
Sokaklarını ezberlemeye çalıştığın şehrin sularında boğulmak vardı evvelinde, Şimdi başka ülkelerin odalarına hasretsin. Gittiğim her yerde kendimi bırakırsam azala azala biter miyim? Hayır bu Hakan Günday romanı değil, bir odada ölmeyi de bekleyemezsin. "Yok zaten niyetim o değil."
Aslında karamsar da değilim bu kadar ama ne zaman bir şeyi anlatmak istesem
Kalemin kaydığı ilk yer orası oluyor Frekansı tutturamıyorum. Üstelik Bizimle yazılmış tüm bağlaçları kaldırıp atıyorum Yüksekliğine ikna olduğum yerden.
Kendi ruhumu özgürleştirmeyi deniyorum, Anahtarı başka masalarda arayarak. Dediğim gibi kara mizah.
Büyüye yakın bütün konuşsam Kırsam ancak mı rahatlarım? Ama anneannemi seviyorum. Çocukluğum rahat bir nefes alsın kaldığı yerden.
Tüm salıncaklarım bomboş şimdi Sonbahar için beni bekliyor.