top of page

sıfır sıfır elli sekiz

KARDELEN YILDIRIM

Bir sonraki güne istemsiz olarak uyanmak yaşamın bir mesajı. Uyku canlıların ortak evrimsel bir parçası. Bir insan ömrünün ortalama üçte birini uyuyarak geçiriyormuş. Rüyalarıma sıkı sıkı tutunmamın sebebi bu belki de, fazladan yaşama hissi, gözlerim kapalıyken bile.


Annem ve babamın hatırladığıma şaşırdığı çocukluk An’larımı dün yaşamışım gibi anlatabiliyorum. Hatta daha ileriye gideyim, çocukken gördüğüm rüyaları da hatırlıyorum. Kimileri için geçmişi hatırlamak şimdiyi harcamanın bir başka yolu, kimileri içinse şimdiden kaçmanın bahanesi. Benim için hatırlamak, geçmişi An’a taşırken geleceğe dokunmaktır. Bazen bir böğürtlen dikeni hissi bazen de suda yüzme hissi. Ama önemli olan yaşamak, hissi.


Hiç beklenmedik An’larda gerçekleşen şeylere yeterli tepkileri verememek ya aşırısı ya da çok azı, boğuyor. Oysa ben hep yüzmek isterim: Derin sularda deniz yıldızlarını aramak, bulunca daha ileriye taşımak, sırf insanlar alıp salonlarında süs objesi olarak kurutamasın diye. Bir başkasının canını kendine süs yapmak, tam olarak neyin savaşı ?

Karanlık…


İki bin yirminin mayısında, mayısın on dokuzunda, son seksen sekiz yılın en sıcak Muğla’sında, odamın kapısında iki ateş böceği… Beni yaza davet ediyorlar, ilkbahar geçmek üzere haber veriyorlar. Birisi uçup omzuma geldi. Fısıldıyorum, “teşekkür ederim”. Diliyorum. Saat sıfır sıfır elli sekiz…


 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page