Kral Tacı Takmış Doğrular
- Kadriye Yağmurcu
- May 11, 2020
- 1 min read
Ne zor kavrammış bir kalıba girmek. Söylemesi kolay, anlatması basit lakin uygulaması söz konusu olunca baş ağrısı getirten cinsten.

Önceleri anlamıyordum tabii annem değişmem gerektiğini ifade ettiğinde. Olması gereken buymuş gibi geliyordu. Değişmek gerekti, düzelmek, uyum sağlamak... Hatta zorunda kalmaktı. Peki ya şimdi? Çok mu zordu insanları olduğu gibi kabul etmek bilmiyorum.
Bencilleşiyoruz, bencilleştikçe benliğimizi kaybediyor, uyuyor ve yok oluyoruz. Bunlar devam ederken etrafa bakmayı bildiğimiz halde uygulamıyoruz. Belki etrafa bakmayı öğrensek kendimize geleceğiz ama bakmıyoruz. Çoğu zaman görmek de dikkatimizi çekmiyor. Gördükten sonra kendimizi fark etmekten korkuyoruz. Korkuyoruz, çünkü başkasını değiştirmek her zaman daha az enerji harcamamıza sebep oluyor. Sonra tekrar bencilleşiyoruz.
Ağır ağır oturuyor kişiliklerimiz. Ağırlıktan bahsetmek istersek eğer, kral tacını doğrularımıza veriyorum. İşte en tehlikelisi ile karşı karşıyayız; doğrularımız. Doğrularımız sayesinde kimi zaman iyi yerlere geliyoruz, kimi zaman da en iyi yanlarımızın kayıplara karıştığını fark ediyoruz. En iyi yan derken kastettiğim durum sadece özelliklerimiz değil aslında. Bazen sevdiklerimiz ve değer verdiklerimiz de en iyi yanlarımız olabiliyor.
Peki ya bazen doğrularımızın içindeki bencillikleri görebiliyor muyuz? Doğrularımızı hapsedenin aslında biz olduğumuzun farkında mıyız? Çoğu zaman hayır... Derinlerde bir yerlerde kendimizi pek de yargılayasımız yok gibi. Karşımızdakini olduğu gibi kabul etmekse; hak getire.
Uyuyunca her şeyin geçtiğine inanıyoruz. Belki de uyanınca her şeyi daha açık görebileceğimiz bir uykuya ihtiyacımız var.