top of page

Sağ Cebimdeki Çocukluğum

  • Sümeyra Özben
  • May 8, 2020
  • 1 min read

Uzun süredir sık sık yaşadığım flashbacklerle geçmişe gidiyorum Odun: 10 yaşındayım babam soba yakıyor. Çarşaf: Üniversitede ilk evime gitmişim, yatağa çarşafı geçiremiyorum (bu konularda hala çok beceriksizim)

Geçmişin kapılarını çalıyoruz kimi zaman. Kimimiz bunu çok sık yapıyor, kimimiz arkasına bile bakmadan kaçıyor. Arkana bakmadığında gelmediğini zannediyorsan dalağını yokla, ne kadar hızlı koşarsan o kadar çabuk takılırsın geçmiş engeline. Ondan kaçmak yerine onunla beraber yürü, el ele değil belki, belki kol kola değil. Cebinde taşı onu, elini sağ cebine her attığında iki katlı evinizin merdivenlerine git, çizgi film izlediğin aydınlık salona, çok kilolu olduğun için ip atlayamadığın okul bahçesine git. Arabayla her geçtiğinde kötü anıları hatırlamamak için kafanı çevirdiğin okul bahçesi zihninde. Dikenli olduğunu düşünme, ısırgan otlarının yanına limon ağaçları dik , çocukluğun sulayacaktır onu, ip atlayamayan ama ipe de takılmayan o kız çocuğunu unutma..

Onur Ünlü karakterin ağzından şunları söyletmiş bir filminde: “Kâinatta ne varsa şuanda oluyor. Görmüyor musun? Aklını kaybedince bir kez, korkularından da kurtulursun. Çünkü sadece korkaklar kendi akıllarına güvenirler. Bütün korkaklar hakikatin esiridir. Oysa hakikat akılla kavranmaz. Hakikatin parçası olunur. Bunun için geçmişinden, geleceğinden, aklından kurtul. Ve şimdi gözlerini kapa kalbini aç, aklını da bırak gitsin.”

Kafalar karıştı mı? Karıştıysa çok güzel, herkesin eli sağ cebinde mi? Şimdi, çocukluklarınızı özgür bırakın, geçmiş sağ cepte taşınmaz, çakmak mı bu?

Bu arada ben çocukken uçuyordum.

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page