top of page

Ben Bilmem Nereden

  • Mehmet Kaan İLDİZ
  • Apr 21, 2020
  • 1 min read

Sonunun nereye çıktığını bilmediğim bir yolda gördüğüm ilk ağaca sordum.

"Bu yol nereye gider?"

Ağaç yanıt vermedi, yapraklarını rüzgardan aldığı destekle hışırdattı. İç çekmiş olsa gerek.

Ağaç "Telefonun yok mu senin? Oradan öğrensene." dedi. "Ben yolu keşfetmek istedim, o yüzden telefonuma bakmıyorum. Bana yardımcı olabilir misin?" "Hayır, rüzgarın estiği yönün tersine giderek sahile ulaşabilirsin. Söyleyeceklerim bu kadar." "Teşekkür ederim." "Ben bir şey yapmadım! Teşekkür edecek bir şey söylemedim."

Yaprak hışırtıları kesildi. Şimdilik ağacın söylediği talimatları dinlemek zorundayım. Rüzgarın tersi yönüne yürümeye başladım. Yoldaki tüm ağaçlar bana "Buraya değil!" diye bağırdı. Kafam karıştı, aslında ilk karşılaştığım ağacın verdiği tarif doğruya benziyordu. Bana bağıran ağaçların arasından yürümeye devam ettim. Yol beklediğimden uzun sürdü. Bir yol ayrımına ulaştım, ulaştığımda yanımda ilk gördüğüm ve yol tarifi aldığım ağaç vardı. Artık dayanamadım. "Bana neden yardımcı olmuyorsun? Senden sadece bir yol yardımı istedim. Sana ne zarar verdim?" Ağaç dallarını açtı ve kozalaklarını yumdu, gergin bir şekilde bana dönüp o uzun tiradını söylemeye başladı:

Sen bizim köklerimizin hangi yöne gideceğine karar vermesen bile ataların ve türünün geçmişi bize bunu yaptı. Biz onlara besleneceğimiz yollar sunarken biz besinsizlikten kendi köklerimizden beslenmeye çalıştık. Doğanın kini duygusuzdur. İntikamını siz hissetmeden alır. Sen şanslısın. Seninle alenen uğraşıyorum. Bu sadece bir uyarı. Yanlış anlama, size sadece hatırlatmaya çalışıyoruz. Herkes geldiği yere dönüyor, siz bunun farkında değilsiniz.

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page