
Bugün seni bulmak her zamankinden daha da korkutucuyken, bir anda uykumu alıp geldiğimi fark ettim sana. Bir anlamı vardır dedim. Biliyorsun anlam vermek senin, yüklemek de benim işim.
Sonun başlangıcını hissettiriyorsun bana. Hem de çok uzun zamandır... Senden kaçılmıyormuş onu anladım. Her sabah seni arıyorum. Uykuya daldığımı düşündüğüm ama hani dalamadığım ve askıda kaldığım anlar var ya, işte o anlarda hep sana bir şeyler ifade ederken buluyorum kendimi. Eminim kızmak için haklı sebeplerin vardır. Seni aradım. Bu aralar neredesin?
Sonu olan bir varlık olmak böyle bir kavram. Ne ilkin ilk olduğunu biliyorsun, ne de sonun son olduğunu. Bu ikilem arasında dönüp dolaşıp çarpa çarpa şekillenmiyor mu insan? Şekillenirken korkup, belirsizliğe düşmüyor mu? Belirsizlik şüpheyi doğurur, şüphe de kaosa yol açmaz mıydı? Sen söyledin yeterince, ben hep unuttum.
Uçurumun ucundan gelen sese kulak ver, o her zaman size doğruyu söyler demiştim. Uçurum her zaman yenik düşmek değilmiş. Bugün öyle değil. Hayat yeni sonlar hazırlamaya uğraşırken, o her yerde.
Kalanşolar çiçek açtı. Hem de salgın hoyrat rüzgarlara rağmen. Sen neredesin?