
İki boş bardak mutfakta birbirini izliyor, sıvı taşırma kapasitelerini tahmin etmeye çalışıyorlar; boylarını, enlerini, kıvrımlarını, renklerini ve tutuluş biçimlerini inceliyorlar. Birbirlerine soru sormak isteselerde kimse söze giremiyor. Vitrinde duran bu 2 bardak bir gün kendilerini ansızın çöp poşetinde buldular. Hasar ala ala deniz gören bir çöplüğün kıyısına döküldüler. Birbirlerine yakın taşınmaları yine yan yana kalmalarını sapladı. Yıllarca birbirine tek bir söz edemeyen P ve K marka bardaklar konuşmaya başladı; P: Kaç yıl olmuştu?
K: 20 olmuştur, senin?
P: 22 sene bitti, epey de eskimiştim. Kadın haklı.
K: Ben hala iş görüyordum.
P: Sen kendi haline hiç bakmadın herhalde.
K: Bakmadım tabiki, nasıl bakayım? Hadi diyelim baktım ne göreceğim?
P: Sen de haklısın, çabuk tükendik. Bizi üretenler utansın.
K: Üreticini hiç suçlama, üretilirken ömrünün sonu zaten hesaplanmış. Hepsi yıpranma payından.
P: Nedenmiş yahu? Benim sonumu nasıl belirleyebiliyorlar?
K: Garanti süren buna göre veriliyor.
P: Katılmıyorum, onlar ne derse desin. Beni çok iyi ve temiz kullandılar. Ben üzerimden içilen içeceklerle tükendim. Arada ölçüm aracı olarak da kullanıldım.
K: Ben o işler için çok büyüktüm, yemeklerin ayarları bozuluyordu. Bende de harç vs karıştırıyorlardı. Sonra yerimi geniş ve derin kaseler yer aldı. Raflarda unutuldum ve unutulduğum yerde yıprandım.
P: Hayır işte olduğun yerde tükeniyorsun. Havayla ya da etkileşime geçiyorsun. Hepsi tükenişe katkı sağlıyor. Dolap da havasızdır.
K: Sorma, birde bulaşık makinasından çıkınca çok nem yapıyor. Bu nemde beni yıpratıyor.
P: Sen kelimelerinin esiri olmuşsun, diline pelesenk olmuş. Bir şekilde eskimişiz işte. Şimdi bunu konuşsak ne kazanacağız?
K: Konuyu sen açmadın mı? Şimdi bana konuyu kapatalım diyorsun, en azından ima ediyorsun. Bir sen yıpratmamıştın. Sende yıprat.
P: Bana tavır yapıp beni tüketme...
K: Sanırım ikimizde kelimelere takılmışız.
İki bardak da orada kahkahalara boğuldu. Bardaklar nasıl güler? Şıngırdayarak. Belki de çatırdayarak. Bardakların bulundukları yer bir anda ezildi. Bölgedeki tüm çöpler dümdüz oldu ve başka bir yere taşındı. Kimin tüketildiği ya da kimin yıpratıldığı fark etmedi. Herkes aynı sonu benzer hislerle yaşadı. Bazıları için son zannettikleri kadar yakın değil. P ve K marka bardaklar atıklarla yeniden üretildi. Markaları değişen bardaklar restore edilmiş şekilde geri dönüşümden çıktılar. Bir devlet kurumunun yemekhanesinde çalışmaya başladılar.
P: Yine başladık, çamaşır makinesinden ne zaman çıksam çiziliyorum.
K: Nede olsa eskiyeceksin, hiç uğraşma. Sessiz sessiz görevini yap.
P: Haklısın, görüşün kılıfına arkadaş değil.Aramızdaki konuşmanın mesajı da bu değil. Yolculuğumuzu unut. Yaşamımızla dost olalım.
K: