top of page

Taslak Yaşamlar

  • Mehmet Kaan İLDİZ
  • Apr 8, 2019
  • 1 min read

Yaşamımdan arta kalanlarla yeni bir yaşam inşaa edemem. Sonuçlanmış ve tahlili yapılmış durumları değiştirmek için tahlilin nedenlerini ve tahlili yapanları tekrardan bulmalıyım, bulamazsam sonuçları değiştiremem. Etkisiz elemanlığımı hissettiğimde koluma bir iğne batırıyorum. Ağrı hissiyle iğneye tepki gösteriyorum. ,Bedenim yaşadığımı söylüyor, ben inanamıyorum. İnsanlar adımı söylediklerinde yaşamı hissediyorum. İnsanlar insana yaşamı hatırlatıyor, ben unutmaya yüz tutmuş bir yaşama canlılık göstergeleri arıyorum. Hayaletleşmiş bedenimin hafifliği beni hiç yormuyor ama zihnimin taşıdığı dünyalar bir adım atmamı engelliyor. Zihnimin yönü bedenime yalan söylüyor. Bedenim yemek yerken zihnim dans ediyor, bedenim uyurken zihnim erketede bekliyor, bedenim hareket ederken zihnim bedenime tavır koyuyor. Bu hengamenin içinde bilincim yalnızca bir hakem rolü görüyor.

Nerede yanlış yaptım? Bu soruyu sormak için doğrularımı çok fazla körelttim. Parlatmak için zımparaladığım doğrularım o kadar küçüldü ki kendi yanlışlarım gözüme dağ göründü, bir dağı zımparalamak için bin elmastan vazgeçtim. Dağı zımparalamanın gerektirdiği sabır mükafatını merkezinde bulundurduğu mutlulukları sabır gösterenlere sundu. Bu mutluluklar bir hak karşılığında elde edilmedi, süreçler sonucunu doğururken haktan uzaklaştı. Yaşamın bilinen tüm neden sonuç ilişkilerinde göremediğimiz haklar bizi anlamını dahi bilmediğimiz bu kavramlara sürükledi. Yaşamın bu sürükleyişindeki pişmanlık sadece yeni bir dağı zımparalamak için kullanılmalı. Dağın zımparası incelirse ne sabır sağlıklı bir sürdürülebilirlik kazanır ne de dağın merkezindeki mutluluk ulaşılabilir olur.

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page