top of page

Merhem Olmak

  • Buse Türközü
  • Mar 22, 2019
  • 2 min read

Ta küçüklükten itibaren düşüp bir yerlerimizi yaraladığımız zamanlarda annemiz ‘bir merhem süreyim de hemen geçiversin’ diyerek geçirmişti tüm acılarımızı. Elimiz yandığında, dizimiz kanadığında, parmağımız bir bıçakla veya kağıtla kesildiğinde bile hep bir merhem sürdük. Nelere nelere iyi geliyordu bir merhem. Neyden yapılıyordu, içinde hangi etken maddeler vardı da bu kadar iyi geliyordu her şeye? Sevgi mi vardı içinde? Merhamet mi vardı yoksa şefkat mi? Veya göz yaşı var mıydı? Bizi iyileştiren veya iyi olduğumuzu sanmamıza sebep olan asıl şey içindeki etken maddeler değil de merhemi süren kişinin hissettikleri miydi yoksa? Aksi halde prospektüsünde yazıp ta adını okuduğumuz halde ne işe yaradığını anlayamadığımız tüm o maddeler bu duygulardan daha etkili değildir herhalde.

Küçükken düştüğüm zamanlarda annemin sürdüğü merhem değil de büyüyüp de en zorlandığım, içimde bir yerlerde bir yaranın olduğu zamanlarda bana iyi gelen, acılarımı hafifleten bir merhem daha vardı. Öyle ki sadece bende olan ve kimseyle paylaşamayacağım kadar değerli bir merhemdi. Böylesine değerli bir şeye sahip olduğumu hem herkese göstermek istiyordum hem de onu herkesten sakınmak. Bencilce davranıyorsun mu diyeceksiniz bana? Söylesenize hiç mi size özel olan şeyleri kendinize saklamak istemediniz? Sahi sahip olduğunuz sevgiyi kıskanıp zarar verecekler korkusuyla hiç mi susmadınız? Bir tek ben miyim bu bencilliği yapan yani? Ya da bu gerçekten bencillik mi?Bir kez olsun sahip olduklarınızı herkese gösterip de kaybettiğiniz zaman anlayabilirsiniz ancak beni. Tüm yaralarıma iyi gelen, adeta bana güç veren uzunca süre yanımda taşıdığım hatta yanımdan hiç ayırmadığım merhemimi bir gün kendi sorumsuzluğum yüzünden kaybettiğim zaman anlamıştım bende; değer verdiğin sana özel olan şeyleri herkesle paylaşmaman gerektiğini.Hem ne diyordu Halil Cibran "Gez ve kimseye söyleme; gerçek bir aşk hikayesi yaşa, kimseye söyleme. Mutlu ol, kimseye söyleme; insanlar güzel şeyleri mahveder."

Bana özel olan kimse de olmayan merhemim artık benim dışımda herkese iyi geliyordu. O benimdi diye haykırmak istememe rağmen sesimi kaybetmişçesine hiçbir şey diyemedim. Her yaranıza iyi gelen ilacınız olmadığı zaman iyileşmek için ne yaparsınız? Gidip yeni bir ilaç mı alırsınız? Ben merhemim olmadan yaralarımı kapatmak için yalnızca sargı bezi kullandım. O kadar çok sargı bezi kullandım ki artık kendi içimdeki yaraları dahi göremez oldum. Onun yokluğunda acılarımı dindirmek uğruna kendimi o kadar sarmalamışım ki bir gün onu bulduğumda sargı bezlerini aşıp yaralarıma ulaşamaz olmuştu. Düştüğümde canım acıdığında yanımdaydı yine ama içimde en derinimde hissettiğim yaralarıma ulaşamıyordu. Hem tüm herkese iyi gelmeye çalışırken eski gücünü kaybedip içerisindeki maddeler de etkisini yitirmiş olsa gerek.Hala bencil olduğumu mu düşünüyorsunuz sahi? Bir nebze olsun onu kaybettiğim zaman hissettiğim acıyı sızıyı hissedemediniz mi?

Ben bencil değildim. Ben kaybetmekten korkuyordum. Korktuğum içindi onu yalnızca kendime saklamam, varlığını kimselere söyleyememem. Kaybetmekten korktuğum kadar bitmesinden de ölesiye korkuyordum. Ancak bir şeyi daha böylece öğrenmiş oldum. Korktuklarımızla sınanıyoruz. Korkularımızla yaşamaya daha doğrusu yaşayamamaya devam ettikçe hep en büyük acılarla yüzleşiyoruz. Sözün özü ben korkularımın kazdığı çukura düştüm ve en büyük yarayı o zaman aldım. O çukurdan çıkamadıkça, sargı bezlerim kalınlaşmaya devam ettikçe acılarımla birlikte hislerimi, duygularımı da sarmış olmalıyım ki artık bana duygusuz biri olduğumu söylüyorlar. Duygularımın en derinlerde acılarımla birlikte hapsolduğunu bilmeme rağmen ne zaman gün yüzüne çıkacaklarını ise hiç bilmiyorum. Kim bilir belki de duygusuz değildim,duygularım derinlerde de değildi sadece bu kadar çok duyguyu görmeye korkuyorlardı,bu kadar çok duyguyu görmekten korkuyordum.El birliğiyle duygularımı görmezden geliyoruzdur kim bilir?

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page