top of page

Anneme

  • Buse Türközü
  • Mar 14, 2019
  • 3 min read

Belki de tek dileğimdi şu aciz yüreğimi annemin avuçlarına bırakıp, ona sımsıkı sarılıp sadece ağlamak...

Bazen ansızın dönüp bıraktıklarıma bakıyorum da geride kalan iyisiyle kötüsüyle onlarca an, onlarca anı, onlarca insan. İçten kocaman kahkahalar, sessiz sedasız haykırışlar, avaz avaza susmalar,bozuk musluk misali akıtılan gözyaşları...

Bazen gül bahçesinde buldum kendimi çoğu zaman ise yıkıntıların arasında sesimi duyurmaya çalıştım. Sevgiye sonsuz büyüklüğünde doyduğum anlar, sevgimin acıdığı anlarla kapıştı çoğu zaman. Duyguları anlamadan yaşamam olanaksızdı belki ama bu anlarda hep duygulardan arınmış olmayı istedim...

Yaşamak neydi sorusunun cevabı benim için çoğu zaman uçurumun kenarında gözü bağlı yürümekten ibaretti. Hep eksikti ve tamamlanmayı bekliyordu yaşam. İnsan ya bu hiç bütün olamazdı belki de. Diğerleri gibi ben de çokça eksiktim. Gökyüzünün mavisinin az oluşunaydı eksikliğim, az geliyordu bana gökkuşağının 7 rengi ya da bir şiir dizesine takılıp kalmışken diğerlerini kaçırıyor oluşumaydı eksik dediğim. Kimi zaman bir hikâyeye, kimi zaman bir güzelliğe, bir bakışa, kimi zaman zamanaydı eksikliğim ve hala tamamlayamadığım. Kim bilir belki de hüzün diyordum yaşama.

Hala yaşıyor olabilmemin unutmaktan geçtiğini sanırdım zaman geçtikçe hayatımın zorlaştığını anladım. Güzellikleri bir çırpıda siliveren ben acıyı, hüznü, yokluğu ve daha nicesini sanki bir mıh gibi kazıyordum zihnimin en derinlerine. Kim bilir belki de yaşıyor olduğumu iddia ediyordum. Ruhumun derinliklerinde bir yerlerde bir yangın harlanıyordu. Tarifi olmayan bir yanıştı benimki.

İnsanın sol yanı sızlar mı diyen Buse'yi sol yanındaki sızıyı tarif etmeye çalışırken buluyorum bir süredir.Belki de ilk kez gerçekten fiziksel olarak duyumsadığım acılar yaşıyor olmamaydı böylesine endişem.Sık sık "hadi ama Buse neler gördün,neler yaşadın sen halledebilirsin,sen güçlüsün,birlikte ayağa kalkacağız." diye diye kendimi telkin etmeye çalışsam da işin sonu hep ufacık ellerimle başımı okşarken döktüğüm boncuk gözyaşlarımla son buluyordu.Bükülen dallarımı doğrultamıyordum.Her biri esen rüzgarlarla birlikte kırılıp benden savruluyordu.Köklerimi toprağa sarmak öylesine zordu ki benim için sadece sessizce asırlık çınar ağacının yıkılışını izleyebilirmişim gibi geliyordu bana.Neydi beni böylesine yoran beni böylesine savunmasız,korunmasız kılan anlamlandıramıyordum.

Herkesin bir hayat motivasyonu olduğuna inanmışımdır hep, kendini iyi hissettiren güç kaynağı misali...Hiç şüphesiz benim motivasyonum da ailemdi, annemdi. Herhangi bir yerlerde, herhangi bir zaman diliminde ne yaşadığımın bir önemi olmaksızın "Anne ne olur bir şey yap." cümlesini kurduğum anda annemin hep bir şeyler yaptığına kendimi bildim bileli şahit oldum. Benim dünyamda ona sımsıkı sarıldığımda geçmeyecek sıkıntı yoktu. Koynuna girdiğimde hissettiğim güven duygusu dünyanın hiçbir yerine ait değildi. Aldığım o anne kokusu tam manasıyla huzurdu.Başımı yasladığımda kulağımın işittiği o ses kimsenin şahit olmasını isteyemeyeceğim güzellikteydi.Bir tadı olsaydı annenin göğsüne başını koymanın hiç şüphesiz benim için mandalina olurdu.

Süper kahramanlıktı benim için annelik. Olmazları olduran, acıları dindiren, güzellikleri ikiye katlayan şahane bir süper kahraman.

Hayatım boyunca hep onun gibi olmayı diledim. Güçlü, kendinden emin, inandığı, değer verdiği şeylere her şeye rağmen sımsıkı sarılan, mücadeleden vazgeçmeyen...Sanırım satır her atladığında bu inanılmaz kadına daha da âşık oluyorum.

Evet şimdiye kadar elle tutulmasa da yaptığım bir şeyler varsa hep Ona ait başarılardı. Moloz yığınlarını hep O üstümden alıp beni yıkıntılarımın arasından çıkardı. Güneşin doğacağına inancım da onun başarısıydı. Buse’de ufacık da olsa umut kırıntısı var olmuşsa hep Onun yüreğime savurduğu tohumlardandı. Sevginin varlığına da O inandırmıştı beni ve yine sevginin her şeyin üstesinden geleceğini Ondan öğrenmiştim. Her ne kadar defalarca kez bu inancımı yıkmaya çalışsalar da her seferinde sabırla yeniden öğretmesinden öğrenmiştim en çok da sevginin halledemeyeceği hiçbir şey olmadığını.

Ama şimdilerde bir başıma kalmış gibiyim.Yürek sızımı,yüklerimi tek başıma sırtlanıyorum.Her istediğimde kahramanıma sımsıkı,sonsuz büyüklüğünde sarılamıyorum.Sağ yanım çoğu kez onun kalp atışlarını duyamamaktan dert yanarken ben hiçbir şey yapamıyorum.Söylemesi can yakıcı olsa da gücünün her geçen gün biraz daha azalıyor oluşu,gücümün güç kaybediyor oluşu beni parçalar haline getirip yok ediyor sanki.Biliyorum yüreğimi avuçları içine bırakamayacağım,biliyorum bu satırları yazarken gidip ona sonsuz büyüklüğünde sarılıp kokusunu soluksuz kalırcasına içime çekemeyeceğim.Ama yine de biliyorum ki ben kaç yaşıma gelirsem geleyim elime diken dahi batsa hıçkırıklarımı "Anne ne olur bir şey yap" haykırışlarına katacağım.

Usulca sadece "Dilerim ki ellerin omuzlarımdan hiç eksilmez." diyebiliyorum ve çaresizliğime biraz daha gömülüyorum.

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page