top of page

Işıklar söner, başlarsın.

  • Kadriye Yağmurcu
  • Mar 12, 2019
  • 2 min read

Hayata hep bir dans festivali gibi baktın, her dönem hazırlandığın ve belirli ölçütlerde yetişmeye çalıştığın. Tarihi belli olmayan ama az çok ne zaman gerçekleşeceğini kestirebildiğin bir festival düşün.

Önce bir koreografi hazırlama fikri gelir ve uzattıkça uzatırsın hazırlanma sürecini. Hep hayaller kurarsın, kafanda birçok kez dönersin o her nakarat geldiğinde. Ne zaman tarih belli olur ve ona yetişemeyeceğin korkusu sarar, o zaman başlarsın yarım yamalak. Ne zaman plansız o aynanın karşısına geçsen, hep aynı boş ifadeyle beklersin ilham perinin gelmesini. Sonra hep olduğu gibi kızarsın kendine, daha önce gelen ilham perini kapı dışarı ettiğin için.

Başlarsın kıyısından köşesinden adımlar atmaya, esnemeye ya da yapmaya çalıştığın her ne ise... İçinde buruk bir hüzünle eve dönersin. Ne zaman evin yolunu tutarak müzik dinlesen, hep yeni bir hareket bulur ve

mutlaka bunu kullanmalıyım dersin. İçinden bir ses sana unutabileceğini söyler. O an hiç unutmayacakmışsın gibi güven içinde olan sen, rahatça diğer fikirleri gönderir, yeni bulduğun koreografinin özgüveni ile eve varmış olursun.

Diğer provada yine aynanın karşısına geçip, dün düşündüğün koreografinin ihanetine uğrarsın. Çoktan yok olmuştur o da diğerleri gibi. Hep öyle olmadı mı zaten? Vakit çoktan geçmiştir, az zamanın kaldığını fark ettiğinde başlarsın üretmeye. Zorunda olmanın verdiği korku, öyle ya da böyle üretmeye iter. Fark etmeden iskeleti oluşturursun, hareketlerin üzerine oturmadığından ve ortaya çıkan ürünün lezzetine güvenmediğinden habersiz. Belki de sırrı budur gösterinin.

Bir süre hareketleri çalışırsın. Aslında her zaman bilirsin, ne kadar fazla tekrar yaparsan o kadar sen olur dönüşler. Tek problem vardır; o da törpülenmek. Bir süre törpülenmek için çaba gösterirsin, aynı hayatta kendini törpülemeye gayret ettiğin gibi. Aslın

da işin en sıkıcı ve zaman alıcı kısmıdır törpülenmek. Özellikle alıştığın şeyi düzeltmek, yerine daha uygununu ve temizini koymak zor gelir sana. Bir de aynada kendini hala bulamadıysan, vay haline!

Ne kadar çok fedakarlık zirvesine tırmanıp tırnaklarını zedelersen, o kadar çok törpülenirsin. Ne kadar terlersen, o kadar fark edersin.

Festival gününe kadar kendini hazır hissetmez, hep sahnede kendini o gülünç kareye yerleştirirsin. Sahneye çıkacağın vakit gelir çatar. Dakikalar kala başlar stresin. Işıklar söner, seyirci sana dikkat kesilir, parça başlar ve sen de başlarsın.

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page