top of page

Henüz İnsan Olmamışken

  • Buse Türközü
  • Feb 26, 2019
  • 2 min read

En güzel zamanlarımızı heyecanla uyandığımız uykularda bıraktık. Çizgi filmler uğruna büyük bir hevesle,coşkuyla uyandığımız uykularda.Anneyle sımsıkı sarılarak uyuduğumuz o tatlı uykularda.

Tüm büyük kaygılardan uzaktık. En büyük kaygımız oyunlarımıza, oyuncaklarımıza dairdi. Henüz kire, pasa bulaşmamıştık. Hırs nedir bilmez, bile isteye kimseye zarar vermezdik.

Henüz insan olmayla tanışmadığımız zamanlardı güzel olan. Evet insan olmayla...İnsan olmak acımasız olmaktı,insan olmak merhameti yitirmekti.İnsan olmak her şeyi mümkün kılmaktı.Bundandı belki de her birimizin yetişkinlerle anlaşmazlığı.Henüz insan olmaya başlamamışken sevecendik, merhametliydik, en kıymetlisi ise kendimizdik. Girmemiştik hiçbir kalıba ve bilmezdik her yetişkinin bize bu kalıpları öğrettiğini. Eğer bilseydik her birimiz baş kaldırırdık,reddederdik öğrenme eylemini.İsyanımız insan olmaya olurdu.Sevgimizi esirgemediğimiz zamanlarda güzeldik her birimiz.Kaybetmeye ilişkin korkular henüz kapımızı çalmamışken,en içten gülüşlere sahipken yaşamak nedir bilirdik.Tek kalemde silip atmak bizden değilken her hatayı kabullenir sonsuz merhametle ve sevgiyle sarılırdık birbirimize. Sınıflama, ayrıştırma, ötekileştirme...henüz lügatımıza girmemişken anlamazdık yetişkinlerin tuhaf dünyasını, anlamak istemezdik, anlamamalıydık da...

Birilerinin uğruna, birileri için yaşamak değildi gayemiz yalnızca kendimiz içindi her çabamız. Kıyafetimizden, oturuşumuza, duruşumuzdan, konuşmamıza bizdik, bir başkası değildik. Her güzelliği alenen yaşardık çünkü birilerinin zarar vereceği fikri de henüz yoktu tertemiz zihinlerimizde,yüreklerimizde. Bencil yanımız uyurken, kimsenin umutlarını elinden almamışken, koca düş balonlarına birer iğne darbesi vurmamışken var olmayı hak edenlerdendik.

Eşit şartlarda dünyaya geldiğimiz bilir, eşit görürdük birbirimizi ve böyle de devam ederdi eğer kendi ego maniasında boğulan yetişkinlerle birlikte büyümeseydik. Her güzel güne, her güzel ana kıymet verir sımsıkı saklardık en derinlerde. Günlerimizi, zamanlarımızı fütursuzca harcamazdık.

Dünyanın dayanılmaz acılarıyla tanışmadığımız zamanlarda yaşamak özgürce ve korkusuzcaydı bizler için.Hastane koridorlarındaki o çaresiz bekleyiş sahnesi izletilseydi her birimize heyecanla büyümeyi beklemezdik.Henüz ÖLÜM nedir bilmezken,ÖLÜMÜ beklemeyi öğrenmemişken yaşıyorduk dolu dizgin,umutla.Sevdiklerimizin her bir parçasının akıp giden zamana karışıp yok olduğunu izlemediğimiz zamanlarda dimdikti başımız,sapasağlamdı ayaklarımız.Hiç bilmeseydik sol yanımıza düşen o ince sızıyı,yapraklarımızı hiç bir rüzgar savuramazdı umarsızca.Sımsıkı sarıldığımız dallarımızı gözümüze baka baka kesmeseydiler eğer hevesle kök salanlardan olurduk hayata.

Zorunda olmadığımız zamanlarımızda, önyargılardan, beklentilerden, hırslardan, nefretten ve daha nicesinden uzak olduğumuz,biz olduğumuz zamanlarda güzeldi her şey...

 
 
 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page