top of page

Yönsüz esinti

Mehmet Kaan İLDİZ

Bir karanlığın içinden sesleniyorum, tanımazsın. En güzel gündüzlerin güneşe hasret kaldığı, en korkunç gecelere aşık olan yerlerde kendi gündüzüm de benim, kendi gecem de benim. Şimdi günlere neden ihtiyacım var? Zaman sadece yapılması gereken işler silsilesini önümüze yığıyor. Ötesi ne zamanı, ne gündüzü ne de geceyi ilgilendirir. Berilen zahmetlerin uğraş olarak adlandırıldığı yerde karın doyutmak bir başarı zannedilir. Gereklilik dediğimiz şey önemini yitireli uzun zaman oldu.

Tüm kurallar bir akıldan da çıksa bin akıldan da çıksa muhlakiyet üreten hiçbir zihinle uulaşılamaz. Anlamsız küskünlüğüm burada başlıyor. Ulaşılamayan mutlakiyette kendimize zıt giden ne varsa anlamı yoksunuk hissiyle küskünlüğümüzü derinleştiriyor. İlk önce kendimizi unutuyoruz. Nedenlerini bulduğumuzu sandığımız nefretin devamlılığı burada doğuyor. Her soru nedeni kaplayan anlamsız ve uyumsuz hisleri birlikte büyütüyor. Gözümüz ne tozu görüyor ne dumanı, gördüğümüzü sandığımız tek şey kendi çarpık düşüncelerimiz. Henüz doğru olduğunu düşünen varsa, kendisini ne kadar dinlediğini gözden geçirsin; başkalarına sorduğunuz sorular kendinize sorduğunuz sorulardan fazla ise söyledikleriniz, yaşadıklarınız ve yaşayacaklarınız size ait olmayacaktır.

Her an değişen yanıtlara aynı soruları sormaya karşı olan sabrınız hem size anlayışlı olmanın huzurunu sunarken, yanıt bulamamanın çaresizliğiyle başbaşa bırakabilir. Zihni oyalamak bu çaresizliğin görülmemesini yalnızca bir süre sağlayabilir. İnsan kendini sürekli kandırdığında kurduğu sahteciliğe inanır. Bu inanç geceyi gündüze, gündüzü geceye dönüştürür.

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page