
"Zorlukların ardından onu bu anakaraya getiren, kimin yaptığını bilmediği gemisine geri bindi. Rüzgarın yüzünü okşamadınu öylesine özlemiş olmalı ki sefer almayı aklından hiç geçirmedi. Yolculuğu ve yarını unuttu , günlerden sıyrıldı. Artık yapacakları ve yapmış olduklarının arasında bir hiçliği temsil ediyordu. Bu sorumluluğun ona hayırlattığı tek şey bu gemiyi nasıl sefere çıkaracağıydı. Bağlanmış yelkenleri açtı, demir aldı ve üzerinde bulunduğu devasa gemiyi hareket ettirdi. Tek zihinle nereye kadar gidebileceğini bilmeden yaşadığı bu tekil özgürlük onu tüm birlik düşüncelerinden uzaklaştırdı ve insanın kendinden kalamadığı yalnızlığıyla başbaşa kaldı." "İyi güzel de sonu güzel bitmedi." "Bitmeyiversin efendim, bir kez bitmeyiversin. Çok alıştınız iyi hikayelere." "Yanlış anlıyorsunuz, tabii ki iyi bitmek zorunda değil. Mesajınız nedir?" "Mesajım kişinin tekil yalnızlığından kaçamaması çaresizliği." "Güzel, bir sorun yok. Cümlenin yapısı da anlamı da negatif değil mi efendim?" "Öyle değil mi... Neyi değiştirmek gerekiyor? İnsanın iletişimsiz kalamayacağı mi?" "Elbette, bu durum imkansız." "Siz zihnimin dünyasını ve kurgusunu bilemezsiniz efendim. Dünyadaki tüm kurgular aklımıza sığsaydı kendi yaşama bilincimizi farkettiğimiz ilk an yok olurduk. Bir daha düşünün."