top of page

Durak

Mehmet Kaan İLDİZ

Bugün burada kalakaldım:

Adımlarım yönünü değişti. Çoğunluğun kabul etmediği hangi kural varsa vicdanım bu kurallara kucak açtı. Kendisine acı verenleri sarıp sarmalamaktan vazgeçmedim. Bu sabır görmezden geldiğim tüm zararlı düşüncelerin beynime nüksetmesine sebep oldu. Yakarışlarım zihnimde amacını kaybederken bedenim nerde olduğunu unuttu. Hafızam bana oyun oynuyor, kararlarımın içinde yer alan tüm deneyimlerim bugün umutlarımın en önemli yaşıyıcıları oluyor. Aklın karmaşasına yalnızca seyirci kalmak hem hayret hem onur verici. İçimde çocukluğun saflığıyla ekilmiş tüm hayal tohumları yetişmemle umutlarımı yeşertti. Kendi kendini yeşerten bir çöl çiçeği. Beslenecek fikirlerinden yoksun ve sıcak rüzgarlarına katlanan bir duruş sergiliyor. Ne hissetmesi gerektiğini çölden geçen birinin kendisini halüsilasyon olarak görmesiyle fark ediyor. Düşüncem beni neden hayatta tutuyor? Var olduğum yalnızlığımda yeni düşüncelşer doğurarak kendi dünyama haksızlık ediyorum. Ütopyalarım hayatımın en güçlü distopyaları. İç dünyam bu çöldeki rüzgarı nasıl estiriyorsa ben yaşamıma o şekilde tutunuyorum. Her anın karşılığını bulduğu bu ütopyanın her amacı sonucuyla bir sonlanış, bir ölüm doğuruyor. Bu var oluşların nedenini bir amaca bağlayamamak bu dünyanın evrende bir akıldan öteye gidemeyeceği gerçeğini bize sunuyor. Bu mantıksallığı kurduğum ütopyalarda barındıramıyorum. Her kavramdan birçok anlam çıkarabileceği gibi her ütopyadan bir bireysel özgürlük doğar. Bir düşünce varlığını yalnızca düşünenin bildiği bir evren doğurur ve bu evren birçok yaşamı düşünenin ruhutla içinde bulundurur. Düşünce paylaşıldıkça evrenler çarpışır ve bu çarpışma evrenleri yaşatabileceği gibi bir düşüncenin varoluş anlamını ortadan kaldırabilir. İnsanın alıkoyamadığı bu döngü insana en uzak kalan maneviyatı ifade eder. Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page