
İnsanın kendisini tükenişe alıştırması kendine doğrulttuğu en tehlikeli silahtır. Dinlenecek şey var, dinlenemeyecek şey var. Ne yani? Aklıma ekilen onlarca kötü düşünce tohumunun zihnimde filizlenmesine izin mi vereceğim? Mümkünatı yok! Benim zihnim verimli bir toprak, herkesin zihni verimlidir. Siz bu arazileri talan ediyorsunuz! Ne olurdu hor görmeseydiniz çiftçilerimizi? Sizin kirli düşüncelerinizi temizlemek için ne kadar çaba gösterdiklerini biliyor musunuz? Aylar, yıllar, bir ömür ve bir an! Evet; yalnızca bir an, ölüme karşı umursamaz olduğunuz o an! Biliyorum pişmanlık en gözardı edilen his. Biliyorum tereddüt etmek için kısa zamanlarda kırdınız insanları ama bunları bilmem hiçbir şeyi değiştirmiyor. Tekilliğe ihtiyaç duyduğunuz kadar kalabalığa da ihtiyaç duydunuz. Sosyallikten vazgeçemeyen insan bu davranışın doğasında olduğunu kabul eder de birbirinin kişisel alanlarını taciz etmekten vazgeçerse ilk önce birbirine yaptığı zulmü hatırlar. Kendine sorar mı neden diye? Sormaz! Kendini sorgulamaz, uydurduğu bahaneleri tekrarlarken bahanelerini gerçekliğe dönüştürür. Yalancı gerçekliğinde yoluna devam eder. Sentetik zihinleriz. Evet, sentetik! İnsanı doğallığının dışına çıkaran her ne varsa sentetiktir. Hayır, zamanla insanın doğasına karışan şeylerden söz etmiyorum. İnsanın kendine öz et ve kemikten olan dünyasından söz ediyorum. Unutmuş olabilirsiniz... Aklınızda hiçbir şey canlanmıyorsa elimizden hiçbir şey gelmez. Masumluk bir kez kaybedilir, geri kazanılan yalnızca yeni ve masum olmayan bir insandır. Zehirli düşüncelerinizi benden uzak tutun! Sizleri çok dinledim ama yalnızca ağaçlara konuşabildim. Sizleri çok izledim ama sadece gökyüzüne takılı kaldım. Sizleri çok düşündüm ama yalnızca saflığa sarılı kaldım. Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ