top of page

Devamlı Değişim

Mehmet Kaan İLDİZ

"Devamlı gerçekleri anlatırsam bana kızgın kalır mısın?"

"Buradaki bulutların hikayesi çok farklı. Ne kadar farklı olduğuna sen karar ver ama benim için çok farklı. Yağmurların hiç eksik olmadığı bu köyde bir günlüğüne hiç yağmur yağmamış. Tüm köylülerin yaşam şekilleri kısa bir süreliğine değişmiş. Çocuklar ıslanmadan top oynamış, şemsiyesiz alışveriş yapılmış ve insanlar başlarını kapamadan dışarı çıkmışlar. Hatta bu kapüşonlar insanların kafasından o kadar uzun süredir çıkmıyormuş ki herkes birbirinin saç rengini hatta göz rengini o gün öğrenmiş. Bu öğreti tüm köyü yeniden renklendirmiş, bir gizem ortadan kalkmış ama yağmursuz gün bittiğinde köyde büyük bir değişim olmuş." "Ne olmuş?" "İnsanlar birbirini merak etmemiş ve köy içindeki gizem insanların birbiriyle tanışmasının ardından son bulmuş. Artık insanlar alışverişini köyün dışarısından yapmaya başlamış." "Neden? Tek bir bakış iletişimi koparmak için yeterli olmuş mu?" "Bunun nedeni birbirini tanımaktan veya görmekten ibaret değil. İnsanlar kendilerine güvenmiyorsa, kendi koşullarında olan insanlara da güvenmezler. Bu iklimde yaşayan insanlar kasvetini soluk almak, yemek yemek kadar olası görüyordu. Bu yüzden kendi komşularını görmezden geldiler. Şimdiyse kendilerine yabancılaşıp köyü birer birer terk etmeye başladılar." "Şuan köyde ne kadar kişi yaşıyor." "Emin olmamakla birlikte kırk." "Oldukça az... Neden bu kadar yalnız kalmış bu köy?" "Bu fikre katılmasam da benzerlik farklılıkları arar. Farklılık bu kadar alışılabilir bir şeyken insan bu arayışını hiç sonlandıramaz. Zihnini farklılaştıran her gün baktığı resimde farklı güzellik buldurur. Son söylediğim benim düşüncem tabiki." "Ben oyumu senin düşüncenden yana kullanıyorum. Şuan neden yağmur yok?" "İşin iç burkan kısmı benim için burada. Bu bulutlar köylüler burayı terk ettiğinden beri ne buradan gitmiş nede bir yağmur düşmüş yere. Bizim gibi onu görmeye gelen insanlardan bazıları arada yağmurun çiselediğini söylüyor ama ben bunu henüz görmedim." "İçi dolu bulutlar. Oldukça ağır hissediyor olmalılar. Bu burukluğun sızdırdığı gözyaşları olabilir mi bu çiseleyen yağmurlar? " "Bu hikayenin sonunu anlamlandıran bir açıklama olur." "Böyle son bulsun o halde." " Olsun." "Şimdi nereye gidiyoruz?" "Yakın zamanda yağmurun çiselediği bir tepeye." " Ne kadar yolumuz var?" "Birkaç cümle kadar." Birkaç cümle bakıştıktan sonra. "İşte geldik." "Hep böyle rehber gibi mi davranacaksın?" " Sana anlatmak keyif veriyor bana..." "Öyle diyorsan.." " İşte orada ıslak bir yer var. Bir dakika, yağmur yağıyor!" "Bunun bir anlamı var mı rehber bey?" "Evet, güzel bir anlamı var." "Nedir?" "Hislerin birbirini kabul ettiği yerlere bu bulutlar gözyaşlarını akıtır. Benimsemenin her farklılığı kabul ettiği an insan bulutlara dönüşür."

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page