top of page

Alışa(maya)caksın!

Ogün SAKA

İstanbul'da olduğum vakitler denk gelip de bir iki kelime sohbet ettiğim insanlara ne zaman buradaki yalnızlığımdan söz etsem, yalnızlığı huzurun elçisi olarak gören gözlerin ağzımdan çıkan kelimeleri hayranlıkla izlediğini fark ediyorum. Bu gece hiç keyfim yok. O yüzden lafı fazla dolandırmayacağım. Hani her kafan attığında kendini küçük bir yerde, insanlardan uzak, bir başına yaşarken hayal ediyorsun ya? İşte, bu defa sana yaşamak istediğin o yalnızlığın ta kendisini anlatacağım. Uzat ayaklarını. Bunlar senin satırların. Yalnız kalmak güzel olsa gerek. Öyle değil mi? Hiçbir şey olmasa yalnız kalınca diğer insanların gürültüsünden uzaklaşıyorsun. Susturmak istediğin onlarca ağız birden bire kayboluveriyor. Bir bakmışsın etrafı sessizlik tutmuş. Gerekli/gereksiz konuşan onlarca kişi birden bire suspus olmuş. Düşünmesi sahiden güzel aslında. Peki ya böyle birkaç güzel günün ardından o sessizliğin seni iyiden iyiye boğmaya başlayacağını söylesem? Sessizlik kafanı öyle şişirecek ki, bir gece uyumaya giderken, sırf evinin salonunda ses olsun diye, televizyonu açık bırakıp öyle uyuyacaksın. Korkma sakın. Günün birinde sessizliğe alışacaksın. Kaldığın yerin güzel bir manzarası olsa yeter aslında. Şöyle denize nazır küçük bir evde otursan tamamdır. Zaten tek başınasın. Ne yapacaksın koca evi? Bir göz odası olsun, artar bile. Kurarsın denize karşı çilingir sofranı, koyarsın rakını... Gerçi koyarsın da işte kadehine kadeh tokuşturacak biri de olmayacak senin masanda. Hani eskiden ortaya uzatırdın kadehini de peşisıra tokuştururdu dostların, bir süre çın çın çınlardı ya kulağın? İşte o çınıyı da unut sen en iyisi. Olmayacak çünkü artık. Belki çok oturacaksın o masaya ama en fazla sürahiye çarptığın kadehinin tek başına çıkardığı ses gelir kulağına cılız ve titrek bir sesle "Şerefe!" dercesine. Üzülme yine de. Günün birinde yalnız içmeye alışacaksın. Bir süre yalnız yaşadıktan sonra ister istemez geceleri uzatmaya başlayacaksın. Kimi zaman içindeki sebepsiz sıkıntılar uyutmayacak seni, kimi zaman sadece birkaç dal fazla sigara içebilmek için kendin feragat edeceksin sıcak yatağından. Yavaş yavaş düzenin kalkacak ortadan. Gündüzleri uyur, geceleri oturur vaziyette bir sürü zaman geçireceksin tek başına. Akşam karanlığı hayatının bir parçası haline gelecek. Gündüzlerin neye benzediğini unutturabiliyor bazen bu düzensizlik. Ama alışamam diye düşünüyorsan boşa. Ben alıştım. Günün birinde sen de karanlığa alışacaksın. Sevdiklerinden uzakta olmak her daim verdiğin ve vermeye de devam edeceğin belki de en zor sınavın olacak. Yanlarındayken her şey kolaymış gibi gelse de, uzaktayken her birinin aslında sende ne kadar büyük birer yer kapladığını fark edeceksin. Her zaman onlara anlattığın şeyleri kendine anlatmaya başlayacaksın bir yerden sonra. Hatta onlar varmış gibi davranacaksın bazen. Sabahlara kadar öyle konuşacak, sorular bile soracaksın duvarlardan cevap gelmeyeceğini bildiğin halde. Sonra uzakta ve bir başına olmak seni yormuş gibi gelecek. Hemen koyverme kendini. Sıfırdan yeni bir hayata başlamak tabii ki bu kadar basit olamazdı. Her ne kadar zor gelse de günün birinde özlemeye bile alışacaksın. Böyle daha niceleri olacak hayatında. Hepsiyle birer birer yüzleşip, birer birer göğüsleyeceksin yeni hayatının var etmiş olduğu yepyeni zorlukları. Son olarak, sana yalnızlıkla ilgili sonsuz güvendiğim küçük bir sır vereyim: Yalnız kaldığın süre boyunca karşılaştığın tüm bu zorluklar ve hesap edemediklerine karşı kendini daima az önceki gibi alışacağın yalanlarıyla kandıracak fakat hiçbir zaman, hiçbirine alışamayacaksın. O yüzden sarıl içinde bulunduğun kalabalığa. Bırak, yalnızlık bir başına kalsın. Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page