top of page

ÇOK KÜÇÜKTÜM KAPTAN

Ogün SAKA

Çok küçüktüm kaptan. Sabah erkenden sokağa çıkar, akşam ezanını duyana kadar bir daha uğramazdım evin yoluna. Sapsarı bir bisikletim vardı o zamanlar. Böyle yepyeni , gıcır gıcır. Sabahları nasıl heyecanlı çıkıyorum evden, görsen. Bir akşam ağlayarak geldim eve. Bisikletim kapıda, yerde yatıyor. Valide hanım koştu geldi hemen tabi, sağıma soluma bakıyor bir yerim mi incindi diye, neden ağladığımı çözmeye çalışıyor kadıncağız. Soruyor ama cevap veremiyorum, inliyor ortalık. Sonra fark etti düştüğümü, dizimde kan. Aldı beni olduğum yerden oturttu salonda bir koltuğa, başladı yaramı temizlemeye. Temizlerken de konuşuyor benimle, rahatlatmaya çalışıyor. Anne yüreği, dayanır mı çocuğunun kendini yırta yırta ağlamasına? Ağlamaktan halim kalmamış, artık mayışmaya başlamışken koltukta, annem fısıldadı kulaklarıma usul usul: “Hadi şimdi uyu, uyuyunca geçer.”

O akşam gözlerimden yaş aka aka sızdım kaldım yatağımda. Sabah gözlerimi açmamla ilk işim kafamı kaldırıp dizime bakmak oldu. Geçmişti, kaptan. Annemin söylediği gibi, uyuyunca geçmişti. Ne kan vardı, ne ağrı, ne sızı. Her sabah olduğu gibi yine kalktım yataktan, koşarak gittim bisikletimin yanına. Sonra kaldığım yerden devam. Mahalle mahalle, sokak sokak. O günden sonra ne zaman bisikletten düşsem, ne zaman bir şekilde canım yansa eve koşar, yatağıma uzanır, bir yandan yaşlar akarken bir yandan da sımsıkı yumardım gözlerimi. Uyuyunca geçerdi çünkü. Yıllar geçti aradan, büyüdüm. Bir sonbahar akşamı, hiç unutmam, yaşım daha 18. Gencecik delikanlıyım. Terk edilmişim. Yapayalnız, biçare yürüyorum eve. Ellerim ceplerimde. Hava her zamankinden biraz daha soğuk. Ya da bize öyle geliyor işte, bir yanımız eksik. Biraz yürüdükten sonra, akşam karanlığında, gözlerim dolu dolu vardım evin kapısına. Çaldım kapıyı, açtı annem. O an iki damla gözyaşı düştü gözlerimden. Sildim hemen, çaktırmadan. Erkekler ağlamaz, kaptan! Bir şekilde attım kendimi odama. Çocukken çok düşerdim ben. Anlattım ya kapıya gelişimi? Daha ne karşılamaları olmuştur annemin beni bir yerlerimden kanlar akarken. Durdum şöyle bir düşündüm, “canım daha önce bu kadar yanmış mıydı?” diye. Bulamadım cevabını. Sonra ‘o’ cümle geldi aklıma: “Uyuyunca geçer.”

Velhasıl; yine uyudum, kaptan. Hani geçecek ya? Attım kendimi yatağa. Birkaç saat geçmiş uyumamın üzerinden, zorla açtım gözlerimi. Merak ediyorsun şimdi, sonra ne oldu? Geçmedi, kaptan. Geçmedi. O gün anladım ki;

Zaman içinde her şey değişiyor. İnsanlar gibi, doğa gibi, her şey gibi, cümleler de değişiyor. Anlamlar, kaptan. Anlamlar değişiyor. Hayat olduğu gibi değişiyor. Mutlu olduğun gibi canın da yanıyor. İşin açıkçası uyuyunca da geçiyor be kaptan;

Ta ki, uyanana kadar. Fotoğraf: Mehmet Kaan İLDİZ

 

Bizi Takip Edin

©2018 by Ahtar Edebiyat

bottom of page